Çünkü bazı şarkıların size özel yapıldığını hissedersiniz.. Hatta bazen kendinizin yazdığını.

(Source: youtube.com)

Ala rengîn û yezdané dilovan; başım göğsüm üstene.

Ala rengîn û yezdané dilovan; başım göğsüm üstene.

Ne zaman bir uçurtma görsem gökkuşağı belirir gökyüzünde; herbir renginden tek tek kayarım.

Ne zaman bir uçurtma görsem gökkuşağı belirir gökyüzünde; herbir renginden tek tek kayarım.

Bi önemi yok.

İnsanlara inanmayı bırakmıştım, şarkılara ve şiirlere inanmaya başladığımdan beri..

Şairlere inanmam, bir şiire inandığım gibi.

Bazen bir söze, ezgiye inandığım gibi.

Ve bir matematikçiye, matemetiğe inandığım gibi.

Anla ki hiçbirimize, emeğe inandığım gibi. 

Yani ha varmışsın ha yokmuşsun

Bi önemi yok..

                                                                       Mine’ye

Şimdi farkettim, koynuna almış sevgilisini

Uyuyor arkadaşım.

Duyabiliyorum sayfa sayfa anlattıklarını..

Anlatıyorlar beraber tutsak olmayı dört duvar arasına

Özgürlüğün tanımını değiştirdik diyorlar;

Diyor ki tutsak “Sevgilimin adımlarına sor özgürlüğü, tutsaklığıma sor  “

Herşeyden ortaklaşalar biraz

Nefrette de aşkta da

Onda da onsuzlukta da.

Göğsünde uyuttuğu sevgilisinin eli elinde, teni teninde sayfa sayfa..

Sevgilisinin elinden çıkmış bir ajanda..

Çokça sevgili, çokça insan, çokça kimsesiz ona.

                                                                 01:33

                                                                23.03.2012

Yürüdüğüm yollardan başka her yola kaymasaydı aklım,

Şu dinmez enerji kaplamasaydı dört bir yanımı,

Daha çok, ekmek arası ile dört duvarın dışında geçiştirmeseydim günlerimi,

Toplu taşımada hayallere dalmışken bi arkadaşı görüp ilk durakta inmeseydim

Doğayı kıskanıp da şöyle bi toparlanıp kadınca süzülmeseydim ortada

Kokusuyla yarışmasaydım, gülüşüne yakışmasaydı gülüşüm

Olur olmadık yere takılıp kaçan tül çoraplarım olmasaydı

Aksiliklere çokça gülmeseydim

Umursamaz olmasaydım bu denli

Daha çok dans etmeye başlamasaydım

Karıncalıktan çıkıp, ağustosböceği gibi keyif yapmasaydım

Sıkıldığım bi anda bana gökyüzü gözkırpmasaydı

Tüm güzellikleri doğaya benzetme çabası içerisinde olmasaydım

Kuşları kıskanıp erkenden uyanmasaydım

Süreyya Berfe yi hatırlamasaydım bu kadar yoğun

Sevgiliye şiirler toplamasaydım çokça,

Okumadığım her satır için heyecanlanmasaydım delicesine

İçim kelimelere dökülemeyen şiirler gibi çağlamasaydı

Sınavlar bu kadar kısa sürede yaklaşmasaydı

Nasıl anlardım ilkbaharın geldiğini?

Ne demiş şair ? Saçmalıyor muyum? Olur. Bahardandır.

Bahar yorar insanı, benden sadece aşk iste.

“Rodin’in düşünen adam heykelini, ünlü heykeltraşın müzesinde gördüm. Bu heykelin kopyalarını dünyanın pek çok ülkesinde üniversitelerin bahçelerinde gördüm. Düşünen adam heykelinin kopyası müze önlerinde de çıktı karşıma, kütüphanelerin girişlerinde de.. Ancak bir millet var ki, Düşünen Adam heykelinin kopyasını bir akıl hastanesinin bahçesine koymuştur.”

Sunay Akın-Bir Çift Ayakkabı

Okurken o ülke Rodin’in heykelini ayrıca hapishanelere de dikmeli diye düşünmedim değil hani.

avareyim
gökyüzünde bir yıldızım, evsizim, sevenim yok

birisini sevmek gibi bir niyetim hiç yok
sevdiğim yalnız bir şehir, bilinmeyen bir yoldur
hiç muvaffak olamadım ama mutluluğun şarkısını hep söylerim

kalbim yaralarla dolu ama yüzüm gülümser
dünya, dünya ya keder oklarınla vurdun beni, ya da kaderimle

awara hoon(raj kapur)

(Source: youtube.com)

Önce Bir Boşluk Oldu Kalp Gidince, Ama Şimdi İyi..
Sinirlendim, çokça sinirlendim. Sadece senaryoya diye tahmin ediyorsanız, hayır.. Sanki sahnede oynanan tiyatro bir obje, asıl tiyatro bulunduğum salonda çevriliyor diye düşündüm.. Baktığımda bilinçli bir toplulukla karşı karşıyaydım, toplumda yeri olan insanlarla birlikteydim. Yumruğunu sıkacağın sahnede gülen, ironik sahnelerin dalgalarıyla savrulacağı yerde sadece kahkahalar atan bir topluluğa hitap eden sanatçı ben olsaydım sahneyi bırakıp gidebilirdim belkide.. Bitmesini bekleseydim de, sanatçı ya da izleyen olsaydım da, tiyatro bittiğinde konudan uzak bir şekilde yine aynı cümleler olacaktı zihnimde- sahnede olsam belki de dilimde:
“Bir Boşluk Oldu Kalp Gidince.. ” Ama şimdi iyi..!
Sahi, düşünemeyen insanlar var mıydı.. 

Önce Bir Boşluk Oldu Kalp Gidince, Ama Şimdi İyi..

Sinirlendim, çokça sinirlendim. Sadece senaryoya diye tahmin ediyorsanız, hayır.. Sanki sahnede oynanan tiyatro bir obje, asıl tiyatro bulunduğum salonda çevriliyor diye düşündüm.. Baktığımda bilinçli bir toplulukla karşı karşıyaydım, toplumda yeri olan insanlarla birlikteydim. Yumruğunu sıkacağın sahnede gülen, ironik sahnelerin dalgalarıyla savrulacağı yerde sadece kahkahalar atan bir topluluğa hitap eden sanatçı ben olsaydım sahneyi bırakıp gidebilirdim belkide.. Bitmesini bekleseydim de, sanatçı ya da izleyen olsaydım da, tiyatro bittiğinde konudan uzak bir şekilde yine aynı cümleler olacaktı zihnimde- sahnede olsam belki de dilimde:

“Bir Boşluk Oldu Kalp Gidince.. ” Ama şimdi iyi..!

Sahi, düşünemeyen insanlar var mıydı.. 


1 2 3 4 5 6 7 8 9 »
Paper Edge
Design by Athenability
Powered by Tumblr